17 Eylül 2008 Çarşamba

SE04-04: Eagles and Angels


Bu yazı ileri derecede spoiler içerir.

Bir bölümü daha arkada bıraktık. Bir çok izleyiciden eski tadı alamadığına dair eleştiriler geliyordu dizi hakkında. Hatta bu sezonu ilk iki bölümden sonra izlemeyenler bile vardı. Ama sanırım bu bölümle biraz toparlar gibi oldu. Her ne kadar bir kaç ilginç hata olsa da sanırım yeni bölümler eski tadı aratmayacak gibi.

Bölüm yeni kartçının Türk elçisinde olduğunu anlamalarıyla başladı. Ülkemiz için iyi bir tanıtım mı kötü bir tanıtım mı o kısmına girmeyeceğim. Ama yabancı popüler dizilerin yapımcıları Türkiye'deki izleyici potansiyelini gerçekten farketti sanırım. Hatırlarsanız Lost dizisinde de Benjamin Linus bir bölümde Türkçe konuşmuştu 1 cümle de olsa.

Neyse uzatmayalım. Önce Türk elçisinde olduğunu zannettiler ardından elçinin karısı olan Lisa'da olduğunu anladılar. Bölüm Lisa'dan kartı kopyalama üzerineydi elbette.

Bölümün can alıcı noktalarından biri Scofield ve ekibinin Eagles and Angels törenine giriş şekliydi. Scofield yine üstün zekasını kullanmış ve polis kılığında girmişlerdi. Her ne kadar rozetleri çalsalar da :)

Bir diğer önemli nokta General ile Lisa arasında geçen konuşma. Ortada bir KİP değerinden bahsediliyor. 15 olunca General Lisa'yı aradı ve Lisa gitti. Üstelik iki sahnede de General'in elinde bir yabancı ülke banknotu mevcuttu. Burdan bir şeyler çıkacak ilerki bölümlerde. Bir de. Bu General neden bu sezon bülbül gibi şakımaya başladı. 2 ve 3. sezonlarda istediklerini yazı ile aktarıyordu. Hayırdır General? Ne iş?

Sara'nın yeniden alkolik olup olmayacağı mevzusu ise kanaatimce çok uzatıldı. İçeceksen iç be kızım. Ne demeye bara gidip cüzdanını çaldırıyor ve zenci ajana açık ettiriyorsun kendini!

Japon hacker'imizin gizlediği bir şeyler var. Gelen bir soru üzerine bilgisayarındaki açık pencereleri bir anda telaşla kapatması bunun göstergesi. Belli ki Lisa'nın dosyalarından bir şeyler buldu ama söylemedi.

Bellick 3 bölümdür çok pasifti. Bu bölüm senaristler bunu görmüş olacak ki Bellick'e konuşma hakkı verdiler. Hatta Linc'i kurtardı bile. 

Ve belki de en güzel sahnelerden. T-Bag'le karşılaşma sahnesi. Linc'in yüz ifadesi T-Bag'i gördüğünde mükemmeldi :) T-Bag ise çetin ceviz değil. Whistler'in gizemlerini sırayla çözüyor. Whistler ise beklemediğimiz kadar zeki çıktı. Kitaptaki her bilgi Scylla için önem arz ediyor. Görünen o ki ilerdeki bölümlerde Scofield ve ekibi T-Bag'e muhtaç olacak :) Çünkü Ajan Self'in kartın okunabilmesi için gerekli olan binayı bulacak muhbiri öldü. Gereken bilgi T-Bag'deki kitapta buna eminim.

Bölümün en etkileyici kişileri ise ajanlığını yine konuşturan Mahone, hinliğini devam ettiren T-Bag, Türk Diplomat Erol tabak [:)], ve T-Bag'in yeni işyerindeki sekreterdi sanırım. (Hadi hadi sizin de aklınız takıldı sekretere :) )

Notlar:

1-Plakadaki TE bir prodüksiyon hatası değildir. TE Türkish Embassy'nin yani Türk Elçiliği'nin kısaltmasıdır.

2-Tabak'tan başka soy isim yok muydu be senaristler?

3-Bayrağı gördüklerinde ilk akla Cezayir'in gelmesinin sebebi Cezayir bayrağı ile bayrağımızın benzerlik göstermesidir.

Hiç yorum yok: